Cesaretin Beynimizdeki Yansıması

Konunun bilimsel özüne gelmeden önce kapak fotoğrafı yapmayı uygun gördüğümüz yukarıdaki fotoğrafın hikayesine değinmekte fayda görüyoruz. İkinci Dünya Savaşı sırasında 13 Haziran 1936’da Almany..
Görsel Telif:

Konunun bilimsel özüne gelmeden önce kapak fotoğrafı yapmayı uygun gördüğümüz yukarıdaki fotoğrafın hikayesine değinmekte fayda görüyoruz. İkinci Dünya Savaşı sırasında 13 Haziran 1936’da Almanya’nın Hamburg kentinde çekilen bu karede faşist Nazi Almanyası’nda  verilmesi zorunlu olan “seig heil” selamını veren kalabalığa rağmen birbirine bağladığı kolları ve tepkisel suratıyla vermeyi reddederek milliyetçi Nazi coşkusuna katılmayan adamın adı August Landmesser. Faşizmin doğal hali göz önüne alındığında August Landmesser’in bu hareketini büyük bir cesaret örneği olarak sayabiliriz.

Kültürlere göre farklı tanımları olsa da, –genel olarak– cesaret; korku, acı, risk, sindirme ya da belirsizlik ile yüzleşebilme yeteneği olarak tanımlanır. Bunun yanı sıra; cesurluk eylemine içsel çağrılar da cesaret örneği olarak gösterilebilir, örneğin; bir itfaiyecinin alevlerle kaplı bir binada canlı birisinin olup olmadığını kontrol etmek için ateşlerin içine dalması gibi, ya da çatışmanın tam ortasında yerde yaralı haldeki arkadaşını kurtarmak için kurşunların arasına dalarak arkadaşını kurtarmaya çalışan bir savaşçı gibi…

Ancak her şeye rağmen, bazılarımız bu duyguya sahipken, kimimiz de sahip olma hevesindedir.

Cesaret Merkezinizle “Oynayabilir misiniz”?

2010 yılında Neuron ‘da yayımlanan bir araştırmada, beyindeki bu bölgeyi belirleyen bir deney ile araştırmacılara göre; evet, cesaret merkezinize erişim sağlayabilir ve cesaretinizi artırabilirsiniz.

Bir kontrol aracı (Teddy Bear- oyuncak sevimli ayıcık) bir de korku aracı (yılan) kullanılan deneyde, beynin cesaret merkezi bulundu.

Karşılaşılan bir durumda cesaret gerekliliğine dair, fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) taramaları kullanılarak  beyinde hangi bölgenin aktifleştiğini görebilmenin umut edildiği çalışmaya 60 gönüllü katıldı.

Çalışmanın bu aşamasında, 40 kişiden oluşan bir grubun ciddi anlamda bir yılan korkusu olduğu görüldü. Bu grup çalışmada Korku Grubu olarak tanımlanırken, 20 kişiden oluşan ve yılana dair hiçbir korkusu olmayan ikinci grup ise; Korkusuz Grup olarak tanımlandı.

İlk Adım: Oyuncak Ayıcık (Teddy Bear)

fMRI tarayıcısı altına uzanan katılımcılara bir dizi adımla birlikte bir bantta yürüyen ya canlı bir yılan ya da sevimli bir ayıcık gösterildi. Yürüyen bandın sonu ise katılımcının kafasının hemen yanına geliyordu.

Katılımcılara verilen butonlarda “İlerlet” ya da “Gerilet” şeklinde iki seçenek vardı ve yapılan seçime bağlı olarak, yılan ya da sevimli ayıcık bir sonraki adıma geçiyor ya da katılımcıdan uzaklaşıyordu.

Şaşırtıcı olmayan bir biçimde, hiç kimse ayıcıktan korkmadı. Ancak bir ayrıntı olarak; Korkusuz Gruptaki katılımcıların, sevimli ayıcık gördüklerinde “ilerlet” butonuna basma hızlarıyla, yılan gödüklerinde “ilerlet” tuşuna basma hızları hemen hemen aynıydı. Yani bu grup için yılan ve oyuncak ayıcık aynı sonucu verdi.

Dolayısıyla kontrol grubunda, nesneyi yaklaştırmak için cesarete ihtiyaç duyulmadı.

İkinci Adım: Korku Grubuna Yılanlar Gösterildi

Katılımcıların hepsi, amacın; nesneyi mümkün olduğunca (tüm cesaretlerini toplayarak) kafalarının yanına getirmeleri olduğunun farkındaydı, böylece bazıları yılanı daha yakına getirirken, grubun büyük çoğunluğu yılan için “gerilet” butonuna dokundular.

Her iki buton seçiminin ardından, katılımcılardan korkularını 0-100 arası bir ölçekle değerlendirmeleri istendi. Korku grubundaki katılımcılar yılan korkularını ortalama olarak 62 olarak değerlendirdiler.

Bunun yanı sıra, seçim sorusunun ardından; katılımcılar aynı zamanda bir beyin tarayıcısı ve SCR ( deri tepkisi – gergin olunduğunda terleme) ile görüntülendi.

Seçim sonrası sorular; yılanı bir adım daha yaklaştırmak için ne kadar cesaret gerektiğini belirleyebilmeye yardımcı oldu. Araştırmacılar katılımcılara şu soruları sordular;

“Korku ile başa çıkmak için ne derece bir denemede bulundunuz?” ve “Korkunuzun üzerinden gelmek için daha fazla çaba gösterdiniz mi (yılanı daha fazla yakınlaştırmak için) ?”

Her iki soruya da verilen ortalama cevap; 0-5 arası bir ölçekte 4 oldu. Bu da korku grubundan bazılarının korkularıyla başa çıkmak için yılanı daha yakına getirebildiklerini gösterdi.

Cesaret Merkezi

fMRI sonuçlarına göre, yılanı daha yakına getirme butonu seçildiğinde ya da seçilmediğinde beyindeki aktivite önemli farklılıklar gösterdi.

Bu da gösteriyor ki; insanlar cesaret gösterdiklerinde ya da göstermediklerinde beyinlerinde aktifleşen bir kısım mevcut. Bu kısım; beynin korku, duygusallık, stres, basiret ve çeşitli diğer duygulardan sorumlu sgACC yani altgenual ön singulat kortekste bulunuyor. Yani; cesaret gösterdiğinizde bu bölge aktifleşiyor, ancak korktuğunuzda ise aktifleşmiyor.

Amigdala

Eğer bir insan teslim olmak ve kaçmak yerine, daha fazla cesaret isteyen bir durum olan teslim olmadan kalıp savaşmayı seçiyorsa; beyindeki amigdala iş başında demektir.

Bu makale şunu gösteriyor; sgACC (aktifleştiğinde); amigdala tarafından aktifleştirilen bazı korkuları engelleyebiliyor. Böylece de, beyninizde cesaret korkuya baskın geliyor.

Bu Cesareti Dışarıdan Alınan Bir İçecek Haline Getirebilir miyiz?

Bilim insanlarının cesaret gerektiren durumlardan önce içebileceğimiz bir cesaret içeceği oluşturabilmeyi başarmaları için ne yazık ki biraz daha beklemek zorundayız. Ancak bilim insanları; beynin bu bölgesini gereken durumlarda aktifleştirebilmenin yollarına dair araştırmaları sürdürüyorlar.

Depresyon üzerine yapılan çalışmalar; Deep Brain Stimulation (cerrahi bir müdahale ile beynin belirli bölgelerine elektriksel uyarı gönderen beyin pilleri yerleştirme tedavisi) yönteminin iyileştirici sonuçlara sahip olduğunu gösteriyor. Belki de, hepimizin biraz Deep Brain Stimulation’a ihtiyacı vardır, kim bilir.


Araştırma Referansı: Nili, Uri. “Fear Thou Not: Activity of Frontal and Temporal Circuits in Moments of Real-Life Courage.” Neuron 66. June 24, 2010: 949-962.


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak istersen
Patreon üzerinden
aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsin.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv