Bonobolarda da İğrenme Hissi Bulunuyor mu?

Bizler, diğer primat kuzenlerimize kıyasla yemek konusunda daha seçici olabiliyoruz. Benzer yaklaşımın, bonobolarda da bulunup bulunmadığı ise 4 Haziran'da yayımlanan bir araştırmanın konusu oldu...
Görsel Telif: Kyoto University / Cecile Sarabian

Sakin, uysal ve sekse dair liberal tutumlarıyla bilinen bonobolar, aynı zamanda yeni yiyeceklere dair de temiz olduğu sürece genellikle açık fikirli yaklaşıyorlar.

Biz insanlar ise diğer primat kuzenlerimize kıyasla yemek konusunda daha seçici olabiliyoruz. Hatta çıtayı daha yükseklere taşıyarak iğrendiğimiz bir şeyin yanında yemeğimizi yiyemiyoruz. Benzer yaklaşımın, bonobolarda da bulunup bulunmadığı ise Philosophical Transactions of the Royal Society B. ‘de 4 Haziran’da yayımlanan araştırmanın konusu oldu.

Parazitler ve patojenler doğada her yerdedir ve pek çoğu da aldığımız gıdalar vasıtasıyla vücudumuza girmektedir. Dolayısıyla da çeşitli duyularımız sayesinde bu zararlıları saptama ihtiyacı hissediyoruz. Mevcut çalışmalar, hayvanların bu tarz tehditlere karşı kendilerini koruyacakları bir sistem evrimleştirdiklerini ortaya koyuyor: Adaptif iğrenme sistemi. Örneğin, vücut sıvıları, insanlarda evrensel iğrenme uyaranlarıdır. Yayımlanan bu yeni araştırmada, aynı tepkinin primat kuzenlerimizde de bulunduğuna dair deliller paylaşıldı.

Yapılan bir dizi deneyde, bonobolara, yeni ve farklı yiyecek seçimleri sunuldu. Sunulan bu yiyecekler arasında, dışkı ve toprak bulaştırılmış gıdalar, pis bir kaynağın hemen yanına konulmuş temiz yiyecek, çürük kokusu veya dışkı kokusu bulaştırılmış besinler ve kirletilmiş yiyecekler bulunuyordu. Deneyler sırasında, bonoboların, temiz yiyecekleri mutlu bir biçimde yedikleri görülürken, herhangi bir kirletilmeye maruz bırakılmış tüm gıdalardan ısrarla kaçındıkları görüldü. Dahası, herhangi bir mikrobiyal bulaş riskine karşı gösterdikleri hassasiyet, pis kaynağın yakınındaki yiyecekten de uzak durmalarına neden olmuştur.

Yapılan bir diğer deney ise, bonobonun, hazırlanmış gıdalara dokunmak ve tatmak gibi keşif faaliyetlerine katılma ihtimalinin daha düşük olduğunu, hatta ‘kötü’ kokularla karşılaşıldığında kendisine sunulan bir hedefe ulaşmak için araçların kullanıldığını ortaya koydu.

Elde edilen bu sonuçlar, bonoboların, onları davranışsal kararlar vermeye yönlendiren bir iğrenme sistemlerinin bulunduğu beklentisiyle uyumluluk gösteriyor. İlginç bir biçimde, bonobo bebek ve çocuklarının, benzer durumlar içerisindeki bir insan bebeğinin tepkisine benzer şekilde çok daha az bir temkinli davranma örgüsü gösterdiler.

Araştırma ekibinin sunduğu bir hipoteze göre, bebekler bu tür davranışlar sonucu hasta olabilmelerine rağmen, öte yandan gelişimin kritik bir zamanında bağışıklık sistemlerinin inşasına da yardımcı olur. Araştırma, şimdilik, bonoboların bizim fark edebileceğimiz bir biçimde iğrenme tepkisi sergileyip sergilemedikleri konusunda bir sonuca varabilmiş değil. Ancak ekip, insanlardaki iğrenme güdüsünün kökenine dair araştırmalarını sürdürüyor.

İnsanların ve diğer hayvanların –klasik olarak sıçanlarda –, yeni besinlere karşı temkinli yaklaşma ya da onlardan uzak durma eğilimi olarak bilinen gıda neofobisine ilişkin bazı delillere sahibiz. Bu da bizi hasta edebilecek şeylerden kaçınmaya yönelik eğilimlerimizle ilgili olabilir, her iki durumda da farklı bireyler az-çok korunumlu davranıyorlar.

Yapılan bu çalışmada, bonobolar, yeni gıdalara dair bir heves ve merak gösteriyorlardı. Bu da bonoboların çok fazla gıda neofobisine sahip olmadıklarını veya en azından daha önce hiç görmedikleri meyveleri otomatik olarak gıda ile ilişkilendirdiklerini gösteriyor. Ancak, diğer primatlarda gıda-neofobisini bulaş olmama hassasiyeti ile ilişkilendirmeye çalışmadan önce, yeni bir dizi gıdaya nasıl tepki verebileceklerine dair daha fazla bilgiye ihtiyacımız var. 

Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) Batı Avrupa’yla aynı yüzölçümüne sahip büyük bir ülke ve bonoboların doğal habitatı bu ülkenin sınırları içinde yer alıyor. 5000 ile 50.000 arası bir nüfusa sahip olduğu tahmin edilen bonoboların nesli tükeniyor. Bu rakamlardan daha büyük olanı bile bir stadyumun koltuk sayısından daha az. Ne yazık ki bonoboları avlıyorlar; yanlarında bulunan yavruları da karaborsada binlerce dolar getirdiği için canlı alıkoyuluyor. (…)

Bakımevinde büyüyen bonobolar şişelere çok düşkün ve empatilerini göstermek için şişeleri kullanıyor. Yetişkin bir dişi boş bir plastik şişeyi alıyor, nehrin çamurlu suyuyla dolduruyor ve birisi kendi yavrusu olan iki yavrunun karşısına oturuyor. Sonra şişeyi usulca yavrulardan birinin ağzına götürüp hafifçe kaldırıyor; yavrunun uzattığı dudakları arasından geçip alt dudağını dolduruyor su. Yavrunun ağzı dolduktan sonra dişi, şişenin arka kısmını hafifçe indirip yutmasını bekliyor. Sonra ona biraz daha su veriyor.

Öteki yavruya döner dönmez, yavru sıranın kendisine geldiğini anlayarak dudaklarını uzatıyor. Dişi, şişeyi onun da ağzına yaklaştırarak aynı işlemi tekrarlıyor. Bir başkasının yutkunma becerisine böylesine hassas bir ilgi içeren bu davranışı başka hiçbir maymunda görmedim. Muhtemelen dişi, Maman (insan bakıcı) rolünü oynuyor, yavrular da ona ayak uyduruyor. Koca nehir yanlarında akıp durduğuna göre sadece susamakla ilgili bir şey olamaz.

– Frans de Waal (Bonobo ve Ateist)

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv