Bonobolar Güçlü Müttefikleri Tercih Ediyor

Seçme şansımız olduğunda, pek çok insan, karakter olarak aşağılık olanlar yerine sempatik, sevimli ve nezaket sahibi insanlarla vakit geçirmeyi tercih eder. Hatta 2011 yılında Developmental science..
Fotoğraf: Christopher Krupenye, Duke University

Seçme şansımız olduğunda, pek çok insan, karakter olarak aşağılık olanlar yerine sempatik, sevimli ve nezaket sahibi insanlarla vakit geçirmeyi tercih eder. Hatta 2011 yılında Developmental science‘da yayımlanan bir araştırmada üç ay itibariyle bebeklerin, birisi yardımsever diğeri engelleyici iki kişi arasındaki farkı anlayabildikleri bulgusuna ulaşılmıştı. 4 Ocak’ta (2018) Current Biology‘de yayımlanan bir araştırmaya göre ise, bonobolarda insanlardaki bu ilişki tercihinin tam tersi görülüyor.

Şempanze ve bonobolar türümüzün en yakın akrabalarıdır. Bonoboların, şempanzelere kıyasla çok daha az düzeyde agresif davranış gösterdiklerini biliyoruz. Şempanzelerde yiyecek paylaşımı ve işbirliği konusunda çok daha agresif ilişkiler geliştirilebilmesine rağmen, bonobolar, yiyecek paylaşımı konusunda sosyal anlamda daha tolere davranışlar gösteriyorlar. Dolayısıyla, ikisi arasında insanlardaki gibi benzer bir yardımsever kişi tercihine dair motivasyona hangisinin sahip olabileceğini düşündüğümüzde, bu davranışın bonobolarda görülmesinin daha muhtemel olduğunu söyleyebiliriz.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde bir barınaktaki 43 bireyden oluşan bir bonobo grubu üzerinde testler yürüten araştırmacılar, bonoboların da, tıpkı –insan– bebekler gibi diğer bireylere sosyal davranışlarına göre ya da tıpkı bizim yaptığımız gibi yardımsever insanları tercih etmek gibi bir ayrımda bulunup bulunmadığını görmek adına çeşitli deneyler tasarladı.

Tasarlanan deneylerin birinde, çeşitli yaşlardan 24 bonoboya üç farklı animasyonlu şekiller içeren bir dizi çizgi filmler izletildi. Video, antropomorfik bir dairenin bir tepeye tırmanmaya çalışmasını gösteriyordu. Bazı durumlarda, daire, tepeye tırmanırken bir üçgen ona yardım ediyordu; diğerlerinde ise, bir kare, dairenin zirveye ulaşmasını engelliyordu. Videoların izletilmesinin ardından, apelere aynı meyveden iki dilim sunuldu; dilimlerden birisi –yardımsever– üçgen şeklinde kesilirken, diğer dilim –engelleyici– kare şeklinde kesilmişti.  Tıpkı insan bebekleri gibi, bonobolar da her bireyi sosyal davranışlarına dayanarak ayırt edebilmelerine rağmen, bebeklerin aksine bonobolar kare dilimi tercih ettiler.

Diğer deneylerde ise, bonobolara, kayıp bir oyuncağın yardımsever bir insan tarafından bulunup geri getirildiği ya da engelleyici bir insan tarafından çalındığı görüntülerini içeren bir dizi skeç izletildi. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, bonobolar, yardımseverin sunduğu yiyecek yerine engelleyicinin sunduğu yiyeceği kabul etmeyi tercih etti.

Orijinal bebek çalışmaları, deneklerin, ilk etapta yardımseverleri seçip seçmediğini görmekten ziyade ahlâki ve ahlâki olmayan eylemleri ayırt edip edemediklerini görmeyi içeriyordu. Bu çalışmalarda bebekler, “iyi insanı” tercih etmişlerdi, ancak bonobo deneylerinden elde edilen sonuçlar da aynı ayrım gözetme yetisine işaret ediyordu. Oysa, bonobolar “kötü insanı” tercih ettiler ve bu da bonoboların bu durumu tamamen farklı görebildiği ihtimalini ortaya çıkarıyor.

Bonobolara izletilen son video serisinde, animasyonlu şekillerin ekranın bir köşesine erişme noktasındaki yarışları (bir şekil düzenli olarak ikinicinin yerini alıyor) gösteriliyordu. Herhangi bir ahlâki karmaşıklık eklenmese de, bonoboların, bu videoların ardından baskın çıkan şekille ilişkilendirilmiş yiyeceği tercih ettikleri görüldü. Araştırmacılar, sonuçları daha detaylı incelediklerinde, dört deneyde de görülen bu seçim örgüsünün, yetişkin bonoboların (9 yaş ve yukarısı) tercihleri olduğu, genç ve yavrularda (4-9 yaş arası) belirgin bir tercih örgüsünün olmadığını gördü.

İnsanlarda antisosyal olarak görülen davranışlar, bonobo toplumunda, sosyal baskınlığın (yetişkinlere özel belirli bir ilgi) bir yansıması olabilir. Katı bir sosyal hiyerarşi içerisinde yaşayan apeler için, hiyerarşinin tepesindeki bireylerle arkadaşlık; yiyeceğe, eşe ve diğer getirilere erişimin daha kolay olması anlamına gelir. Gerçekten de, bonobolar, esasında kolayca kazanabilecekleri yiyecek için bile yüksek statüdeki bireylere yalvarıyorlar. Araştırmacılar bu davranışı, bonoboların sosyal hiyerarşideki yerlerini kabul ettiklerini ve aynı zamanda da iplerin kimin elinde olduğununun farkında olduklarını gösterme amacıyla sergilediklerini ileri sürüyor.

Current Biology‘de yayımlanan araştırma sonuçları, başkalarına kötü davranan bireylerden kaçınma tercihinin, insanları diğer maymunlardan ayıran şeylerden biri olduğu fikrini desteklemektedir. Ancak yine de, iki türü, izledikleri videolara dayanan tepkiler üzerinden, özellikle de insanların ahlâki değer yüklediği ancak bonoboların sosyal baskınlığın bir sembolü olarak gördükleri bir durum üzerinden kıyaslamak pek de akılcı olmayabilir.

Birden fazla türün karşılaştırıldığı diğer pek çok çalışmada da olduğu gibi, deney sonuçları, genellikle cevaplardan ziyade daha çok soruyu ortaya çıkarır. İki çalışma sonucuna bakarak; bonobo ve insan bebeklerinin zıt tercihler gösterdiğini söyleyebiliriz. Ancak yine de daha fazla araştırmanın yapılması gerektiğini vurgulamamız gerekiyor.

Besbelli ki bir cemaat hissini açığa çıkaran en büyük güç, dışardakilere duyulan husumettir. Normalde çatışmalı olan unsurları birlik olmaya zorlar. Hayvanat bahçesinde görülmeyebilir ama doğadaki şempanzeler için önemli bir etkendir. Bizim türümüzde, düşmanlara karşı birleşileceği kesindir. Bu yüzden de dünya barışı için en büyük garantinin “uzaylı düşmanlar” olduğu sık sık söylenir. Nihayet Orwellci “savaş barıştır” retoriğini uygulamaya koyabiliriz. İnsan evrimi sırasında dış-gruba duyulan düşmanlık iç-grup dayanışmasını teşvik etmiş, hatta buradan ahlak ortaya çıkmıştır. Maymunlar gibi sadece kendi çevremizdeki ilişkileri iyileştirmek yerine, cemaatin değerine ve bireysel çıkarlara üstün olması gerektiğine dair kapsamlı öğretiler geliştirmişizdir.

En asil kazanımımızın -ahlakın- en bayağı davranışımızla -savaşla- evrimsel bağları olmasında derin bir ironi vardır. Birincisi için gerekli olan cemaat hissini, ikincisi temin eder. Birbiriyle çatışan bireysel çıkarlarla ortak çıkarlar arasındaki kritik noktayı aştığımızda herkesin ortak refaha katkıda bulunması için toplum baskısını icat ettik. Toplum için doğru olanı teşvik etmek, yanlış olanı bastırmak için bir onay ve ceza yapısı geliştirdik – suçluluk duygusu ve utanç gibi içselleştirilmiş cezalar da dahil buna. Ahlak, toplum dokusunu güçlendirmek için başlıca aracımız oldu. (…)

Ahlakın temellerini hissiyatta gördükten sonra, evrimleşmesi konusunda Darwin ve Westermarck’a katılmak ve kültürle dinin cevap olduğunu düşünenlere katılmamak kolaydır. Modern dinler sadece birkaç bin seneliktir. Dinler çıkmadan önce insan psikolojisinin kökten bir farklılık gösterdiğini düşünmek zordur. Elbette din ve kültürün de oynayacak rolleri vardır ama ahlakın temel taşları kesinlikle insan öncesi dönemden kalmadır. Bunları primat akrabalarımızda görürüz. Bonobolarda empati, şempanzelerdeyse karşılıklılık çok barizdir. Ahlaki kurallar bize, bu eğilimleri ne zaman ve nasıl uygulayacağımızı söyler ama eğilimlerin kendisi ezelden beri mevcuttur.

– Frans de Waal (İçimizdeki Maymun – ISBN: 9789753426879)

Kaynak ve İleri Okuma

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv