Alt Sınıftan Olma Hissi Abur-Cubur Yeme İsteğini Tetikliyor

Araştırmacılar, aşağılık hisleri ile daha fazla yeme isteği arasında bir bağlantı buldu. Özellikle yağlı yiyeceklere karşı duyulan iştaha ilişkin elde edilen bulgular, neden yüksek gelirli ülkelerin s..
Görsel Telif: Syda Productions / Shutterstock

Araştırmacılar, aşağılık hisleri ile daha fazla yeme isteği arasında bir bağlantı buldu. Özellikle yağlı yiyeceklere karşı duyulan iştaha ilişkin elde edilen bulgular, neden yüksek gelirli ülkelerin sosyo-ekonomik düzeyi düşük vatandaşlarının arasında daha fazla obeziteye rastlandığına ilişkin de bir açıklama sunuyor.

Sonuçlara bakılırsa, para konusunda sıkıntı yaşayan kişilerin iyi beslenmeye pek yatkın olmamaları konusunda, abur-cubur yiyeceklerin kolay erişilebilir ve ucuz gelmesi, ayrıca şekerin stresi düşürmeye yardımcı olmasının yanı sıra, işin içinde bir de psikolojik bağlantı olabilir.

Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi ve Çin Hong Kong Üniversitesi ortaklığında yürütülen çalışmanın araştırmacılarına göre, zor zamanlarda ne bulursak yemeye eğilimli oluşumuzun kökeninde evrimsel geçmişimiz var. Kaynaklar kıt olduğunda, hayatta kalma içgüdüleri gün yüzüne çıkıyor: Ne yediğimiz hakkında daha az seçici hâle geliyor ve erişilebilir olduğunda daha çok yiyecek yiyoruz. “Bu çalışmada, sırf diğer insanlara göre daha düşük sosyo-ekonomik durumda olma hissinin, iştahı ve besin alımını tetikleyebildiğini gösterdik,” diye açıklıyor ekip.

Kaynakları Kısıtlı Görmek, Kıtlık İçgüdüsü Uyandırıyor

Araştırma, 499 gönüllü katılımcı ile yapılan 4 deneyden oluşuyordu. Her sınamada, katılımcılardan 10 basamaklı bir merdivende kendi sosyal konumlarını işaretlemeleri istendi. Bazılarında aşağılık duygusunu tetiklemek için onlardan daha iyi durumdakilerle, bazılarında da tam tersi his için kendilerinden daha kötü durumdakilerle karşılaştırma yaptırıldılar.

İlk deneyde, 101 gönüllüden varsayımsal bir büfeden yiyecek seçmeleri istendi. Açlık düzeyi, alışıldık yeme şablonları ve cinsiyet faktörlerini devre dışı bıraktıktan sonra, araştırmacılar kendilerine daha aşağı bir sosyal konum atfedenlerin, daha fazla yiyecek seçtiğini saptadı. Üstelik büyük oranda yüksek kalorili yiyecekler seçiyorlardı.

İkinci sınamada, 167 kişiden hem yüksek kalorili yiyecekler (pizza ve hamburger gibi), hem de düşük kalorili yiyecekler (sebze ve meyve gibi) hakkında hoş veya nahoş betimlemeler yapmaları istendi. Kendilerini sosyal merdivenin aşağılarında konumlandırmak durumunda bırakılan kişiler, yüksek kalorili yiyeceklere daha pozitif etiketler atfettiler.

Üçüncü sınama ise gerçekten yeme eylemini içeriyordu. 83 katılımcıdan sinemada atıştırmak için kuru üzüm, patates cipsi ya da bonibon seçmeleri istendi. Kendilerini alt sınıfta konumlandıran kişilerin cips veya bonibon seçmeye daha eğilimli oldukları ve her birinin fazladan ortalama 34 kalori aldığı görüldü.

Son olarak dördüncü deneyde, 148 gönüllünün her birine büyük bir kâse hazır makarna verildi ve kendilerini doymuş hissedene dek yemeleri istendi. Önceki sınamalardan da tahmin edilebileceği gibi, kendilerine aşağı sosyal sıra verenler, daha çok yemeye eğilimliydi. Kendilerini yoksul hissedenler, ortalama olarak %20 fazla yediler.

Kişinin Kendine Bakışı Önemli

Araştırmacılar, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımladıkları makalelerinde, sonucu şöyle özetledi: “Bu bulgular, yoksun bırakılmışlık ve aşağı sosyal konum düşüncelerinin, artan kalori alımına bağlı olarak obezite riski ile kritik bir bağlantısı olabildiğini ortaya koyuyor.”

Peki bu neden önemli? Çünkü tüm diğer etkenler bir yana, sırf insanın kendini alt sınıftan hissediyor olmasının, beslenme düzenine zarar verebildiğini gösteriyor. Bu da artan obezite sorunlarının çözümünde yol gösterici olabilir.

Ayrıca, gönüllüler alt sınıftan olmanın başka hiçbir etkisini gerçekte deneyimlemedi; yükselen stres ya da para endişeleri gibi. Sadece kendilerini birilerinden daha iyi durumda veya daha kötü durumda hissetmeleri sağlandı. Yani iyi bir geliri olan insanlar bile, eğer çevreleri hep kendilerinden daha iyi durumda olanlarla dolu ise abur-cubura yönelebilir demektir.

Buradan anlıyoruz ki, sürdürülebilir bir sağlıklı beslenme alışkanlığı için sandığımızdan daha fazlası, yani hâlimizden memnuniyet de son derece önem taşıyor.


Kaynaklar:

  • Ars Technica, “Junk food cravings are triggered by the mere thought of being low class
    <http://arstechnica.com/science/2016/12/junk-food-cravings-are-triggered-by-the-mere-thought-of-being-low-class/>
  • Science Alert, “Simply identifying as lower class could be enough to trigger junk food cravings
    <http://www.sciencealert.com/study-shows-feeling-inferior-can-change-the-way-you-eat-for-the-worse>

İlgili Makale: <http://www.pnas.org/content/early/2016/12/13/1607330114>


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (0 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak isterseniz,
Patreon üzerinden
bütçenizi zorlamayacak şekilde aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsiniz.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv