Akıldışı Kararlar Kuantum Olasılıksal Olabilir

Verdiğiniz bir kararın irrasyonel olduğunu, akıldışı davrandığınızı söyleyen biri olursa bir dahaki sefere aslında kuantum fiziğinin yasalarına uyduğunuzu söyleyin. Psikoloji alanında yeni biçimlenmey..
Görsel Telif:

Verdiğiniz bir kararın irrasyonel olduğunu, akıldışı davrandığınızı söyleyen biri olursa bir dahaki sefere aslında kuantum fiziğinin yasalarına uyduğunuzu söyleyin. Psikoloji alanında yeni biçimlenmeye başlayan bir akım, insanların kimi zaman paradoksal yani birbirleriyle çelişen düşüncelere sahip olmasını kuantum fiziği ile açıklıyor. Ayrıca bu akım, geçmiş dönemlerde yapılan bazı çelişkili psikolojik çalışmaların da çözülmesine yardımcı olabilir.

Ohio State Üniversitesi’nin İletişim ve Psikofizyoloji Laboratuvarı’nda çalışan Doç.Dr. Zheng Joyce Wang ve çalışma arkadaşları karar alma süreçlerimizi matematiksel olarak modellemeye çalışırken, insan davranışına en iyi karşılık gelen denklem ve aksiyomların kökeninde kuantum fiziği olduğunu anlamışlar. “Bilinç alanında biriktirdiğimiz paradoksal bulgu miktarı çok fazla; özellikle de karar alma konusunda,” diyor Wang. “Klasik kuramlarla tutarlı olmayan bir şey ne zaman ortaya çıksa, bunu ‘irrasyonel’ olarak yaftalamaya eğilimliyiz. Ancak kuantum bilincin bakış açısından, bazı bulgular akıl dışı olmaktan çıkıyor. Bunlar hem kuantum kuramı ile hem de insanların gerçekte nasıl davrandıkları ile tutarlılık gösteriyor,” şeklinde devam ediyor.

Wang ve ekibi, geçtiğimiz günlerde farklı akademik yayın organlarında yayımladıkları iki yeni makale ile psikoloji alanındaki söz konusu kuramsal yaklaşımlarını bilim çevreleri ile paylaşmış oldu. “Kuantum bilinç nedir ve psikolojiye nasıl uygulanır (1)” başlığını taşıyan makaleleri Current Directions in Psychological Science dergisinde, “Kuantum bilinç: Psikolojiye yeni bir kuramsal yaklaşım (2)” adlı çalışmaları ise Trends in Cognitive Sciences dergisinde yer buldu.

Bu çalışmalara göre, klasik olasılık kuramına dayalı geleneksel yaklaşımı izlemeyen kuantum fiziksel düşünüş, insanların belirsizlik karşısında önemli kararlar almalarını sağlıyor. Böylece sınırlı zihinsel kaynaklarımıza rağmen karmaşık sorunların üstesinden gelebiliyoruz. Araştırmacılar insan davranışlarını sadece klasik matematiksel rasyonel modeller kullanarak incelemeyi denediklerinde, insan davranışının kimi yönleri hesaplanamamış. Klasik bakış açısından bu davranışların irrasyonel göründüğünü belirtiyor Wang.

Araştırmacıların uzun süredir bildiği bir örnek, anket yapılan insanlara yapılan soruların sıralaması değiştirildiğinde, katılımcıların yanıtlarında oluşan değişim. Eskiden bu durumun muğlak etkilerden ileri geldiği düşünülüyordu; menzil etkisi (İng. carry-over effect), çıpalama ve ayarlama (İng. anchoring and adjustment) ya da verilerdeki gürültü gibi. Anket yapan kuruluşlar normalde katılımcılara soruları farklı sıralamalarla sorarak bu etkiyi saf dışı bırakmayı umarlar. Fakat Wang ve arkadaşlarının geçen yıl yayımladıkları makalelerinde (3) ortaya koydukları üzere, bu etki insan davranışlarının kuantum fiziksel yönü ile net bir şekilde öngörülebilir ve açıklanabilir.

Yaygın kanı kuantum fiziğinin atomaltı parçacıkların davranışını betimlediği yönündedir; insanların davranışlarını değil. Fakat Wang bu düşüncenin o kadar da inanılmaz olmadığını söylüyor. Ayrıca araştırmalarının, insan beyninin aslında kuantum bilgisayarlar olduğuna ilişkin bir fikir öne sürmediğini de vurguluyor. Wang ve ekibi beynin fiziksel özellikleri ile ilgilenmiyor. Onların çalışması, kuantum kuramının soyut matematiksel ilkelerinin insan bilincine ve davranışlarına nasıl ışık tutabileceği üzerinde yoğunlaşıyor.

“Sosyal bilimlerde ve davranış bilimlerinde olasılık modellerini çok kullanırız. Örneğin bir insanın belli bir biçimde davranma olasılığı veya belli bir kararı verme olasılığı nedir, diye sorarız. Geleneksel olarak, bu modellerin tümü Newton’un klasik fiziğinden doğan klasik olasılık kuramına dayanır. Dolayısıyla sosyal bilimciler için kuantum sistemler ve onların matematiksel ilkeleri üzerinde düşünmek o kadar da egzotik olmasa gerek,” diyor Wang.

Kuantum fiziği fiziksel dünyadaki belirsizlikle uğraşır. Belli bir parçacığın durumu, taşıdığı enerji, konumu… Bunların tümü kesinlikten uzaktır ve olasılıklar cinsinden hesaplanmaları gerekir. Kuantum bilinç ise insanların zihinsel olarak belirsizlikle uğraşmaları gerektiğinde ortaya çıkar. Kimi zaman hislerimizden emin olamayız ya da bir seçim yapmamız gerektiğinde ikilemde kaldığımızı hissederiz; bazen de sınırlı bilgiye dayanarak bir karar vermek durumunda kalırız.

“Beynimiz her şeyi depolayamaz. Olaylar hakkında her zaman net tutumlar takınmayız. Ancak bana bir soru sorduğunuz anda, örneğin “akşam yemeğinde ne yemek istersin?” gibi, bunun hakkında düşünüp net bir yanıt vermem gerekir. Bu kuantum bilinçtir,” diyor Wang. “Kuantum kuramının sunduğu matematiksel formalizmin, biz psikologların sezgisel olarak hissettikleri ile tutarlı olduğunu düşünüyorum. Kuantum kuramı, bir parçacığın davranışını tanımlamak için kullanıldığında hiç de sezgilere uygun olmayabilir; fakat tipik olarak kesinlikten uzak ve belirsiz zihinlerimizi tanımlamak için kullanıldığında gayet sezgilere uygun görünüyor,” diye ekliyor.

Örneğin Schrödinger’in kedisinin kutu açılana kadar hem ölü hem diri olması, zihnimizde aynı anda varolan iki potansiyel olasılığa benzer. Kutu açıldığında ise kedi ya ölü ya da diri bulunur. Kuantum bilinç açısından, her karar verişimiz Schrödinger’in kutusunu açmak gibidir. Seçeneklerimiz üzerinde düşünürken gözümüzde canlandırırız. Bir süreliğine hepsi zihnimizde bir arada varolur. İşte bu süperpozisyondur. Ardından içlerinden birini tercih eder ve diğer seçeneklerin olasılıksal varlığını sonlandırmış oluruz.

Bu süreci matematiksel olarak modelleme işi zordur, çünkü her olası sonuç denkleme yeni boyutlar ekler. Psikolojideki klasik yaklaşımda yanıtlar anlamlı gelmeyebilir ve araştırmacıların yeni matematiksel aksiyomlar yapılandırmaları gerekebilir. Ortada çok sayıda birbiriyle uyuşmayan klasik psikolojik model var. Wang ve ekibinin kuantum yaklaşımı ise çok sayıda farklı ve karmaşık davranışın tek bir aksiyomlar kümesi ile açıklanmasına olanak tanıyor. İnsanların sıralamaya bağlı olarak ankete verdikleri yanıtı nasıl değiştirdiklerini açıklamada kullanılan model, aynı zamanda tutuklu ikilemi olarak bilinen ve insanların bazı beklenmedik durumlarda işbirliği yapma kararı alışlarını açıklayabilir.

“Tutuklu ikilemi ile soru sıralaması etkisi, klasik psikoloji açısından bütünüyle ilgisiz iki ayrı problemdir. Fakat her ikisini de aynı kuantum modeli ile açıklayabiliyoruz. Dahası bu modelle açıklayabildiğimiz çok sayıda başka farklı problem daha var. Bu çok etkileyici,” diyor Wang.

 


Kaynak: Phys.org, “You’re not irrational, you’re just quantum probabilistic: Researchers explain human decision-making with physics theory”
< http://phys.org/news/2015-09-youre-irrational-quantum-probabilistic-human.html >

Referans:
(1) http://cdp.sagepub.com/content/24/3/163.abstract
(2) http://www.cell.com/trends/cognitive-sciences/abstract/S1364-6613%2815%2900099-6
(3) http://www.pnas.org/content/111/26/9431


Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

Etiket
  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol
Yorum Yap (1 )

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

  • Sevim Türkoğlu 08 Mayıs 2016 - 04:46
  • Katılamayacağım kadar muğlak, eksik, yetersiz.
    Psikolojinin pozitif bilimdeki yeri halen tartışmalıdır.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Bağış Yap, Destek Ol!
Projelerimizde bize destek olmak istersen
Patreon üzerinden
aylık veya tek seferlik bağışta bulunabilirsin.
E-Bülten Üyeliği
Duyurulardan e-posta ile
haberdar olmak istiyorum.
Reklam Reklam Ver
Arşiv